https://abked.de/index.php/abked/issue/feed Alevilik–Bektaşilik Araştırmaları Dergisi 2025-06-25T19:24:25+03:00 Mehmet Ersal [email protected] Open Journal Systems <p>Alevilik Bektaşilik Araştırmaları Dergisi, Alevi Bektaşi inanç sistemi üzerine farklı bilimsel disiplinlerce yapılan yayınları akademik literatüre kazandırma gayesi ile hareket etmektedir. Bu bağlamda Alevi Bektaşi topluluklar üzerine yapılan bilimsel kıstaslara göre hazırlanmış makale, derleme, çeviri ve kitap tanıtımı vb. yayınlar Alevilik Bektaşilik Araştırmaları Dergisi’nde değerlendirme sürecini takip eden yayın sırası ile yayınlanır.</p> https://abked.de/index.php/abked/article/view/466 Yörükler Üzerine Etnolojik Bir Araştırma (19. Yüzyılda Batı Anadolu’daki Kızılbaş-Alevî Türkmenler İçin Oryantalist Bir Kaynak) 2024-08-31T20:54:16+03:00 Ufuk Ali Kaftanlı [email protected] <p>Çeviri</p> 2025-06-25T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2025 Alevilik–Bektaşilik Araştırmaları Dergisi https://abked.de/index.php/abked/article/view/493 Cumhuriyet’e Miras Kalan Bir Mesele: Bektaşilik (1921-1931) 2025-03-05T11:25:31+03:00 Eray Yılmaz [email protected] <p style="font-weight: 400;">Cumhuriyet’e miras kalan Bektaşilik meselesi, II. Meşrutiyet yıllarında görülen din-bilim veya ilericilik-gericilik tartışmasının bir devamıdır. II. Meşrutiyet yıllarında Batıcılar, İmparatorluk’ta ıslahatlar yapılmasını önermiş, bilim çağında din işlerinin de ıslah edilmesi gerektiğini söylemişler, Batıcılar arasından Kılıçzade Hakkı, tekke ve zaviyelerin kapatılması gerektiğini ifade etmiştir.</p> <p style="font-weight: 400;">Millî Mücadele yıllarında tüm unsurları geniş cephe politikasında bir araya getirmek isteyen irade dolayısıyla ara verilen söz konusu tartışma, henüz Cumhuriyet ilan edilmeden Yakup Kadri (Karaosmanoğlu)’nun Nur Baba romanıyla yeniden gündeme gelmiştir. Nur Baba’nın ardından 1924’te Besim Atalay’ın Bektaşilik ve Edebiyatı kitabı, 1926’da Büyük Gazete’de Bektaşilik ile ilgili bir yazı dizisi, aynı yıl Baha Said’in Türk Yurdu’nda Alevilik ile ilgili yazıları, 1927’de “Server Bedî” takma adıyla Peyami Safa’nın yazdığı Bir Genç Kız Bektaşiler Arasında öyküsü, 1928’de Yusuf Ziya (Yörükan)’ın alan araştırması, aynı yıl F. R. Haslok’un Bektaşi Tedkikleri tercümesi, 1931’de Ziya Bey’in Yeni Gün gazetesinde yayınlanan yazı dizisi ve güncel durumu 1931’de Ziya Bey’e atıfla ifade eden J. K. Birge’nin Bektaşilik Tarihi adlı araştırması 1937’de yayınlanmıştır.</p> <p style="font-weight: 400;">Erken Cumhuriyet yıllarında yapılan araştırmalarla Bektaşilik bir taraftan coğrafyasından edebiyatına incelenmiş, diğer taraftan edebi yayınlar ve gazetelerde görülen yazı dizileriyle tarikatın kapatılması doğrudan veya dolaylı savunulmuştur. Besim Atalay, Baha Said, Yusuf Ziya (Yörükan), Bektaşiliğe Türk kimliği vurgusuyla rejim içinde bir yer bulmaya çalışmış; Yakup Kadri, Peyami Safa ve Ziya Bey gibi kişilerse Bektaşiliğin zararlarını göstermiş ve doğrudan veya dolaylı bir biçimde kapatılmaları gerektiğini veya gereksizliğini ifade etmişlerdir. Sonuçta yeni rejim, Bektaşiliği medeniyet karşısında zararlı bulmuş ve tarikatı kapatmış, Bektaşilerin tanınma çabası, II. Meşrutiyet yıllarının hürriyet ortamının ardından bir kez daha kabul görmemiştir. Bu makale; bu süreci, söz konusu kaynakları kullanarak incelemeyi ve Cumhuriyet yönetiminin tarikatlara ve özelde Bektaşi tarikatına yaklaşımını tarihsel derinliği içinde, 1921-1931 yıllarına yoğunlaşarak değerlendirmeye çalışmıştır.</p> 2025-06-25T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2025 Alevilik–Bektaşilik Araştırmaları Dergisi https://abked.de/index.php/abked/article/view/491 Nur Baba (1922) Filmini ve Romanını Alevilerin Ötekileştirilme Tarihinde Yeniden Konumlandırmak 2025-03-05T11:11:45+03:00 Şan Ararat Halis [email protected] <p>Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun yazdığı Nur Baba romanı, ilk baskısını 1922 yılında yapmış, aynı yıl roman, Muhsin Ertuğrul tarafından filme uyarlanmıştır. Film, Alevileri/Bektaşileri cinsel anlamda sapkın ve ahlaki olarak düşük bir topluluk şeklinde temsil ettiği gerekçesiyle, çekildiği ve gösterime girdiği dönem Aleviler/Bektaşiler tarafından tepkiyle karşılanmıştır. Alevileri, ahlaken düşük ve cinsel anlamda sapkın olarak temsil eden bir anlayışın, Türk edebiyatı ve medyasında -bir asra yayılan- uzun bir tarihi vardır. Belirtilen tarihin belirli bir döneminde ise “ahlaki olarak düşük Alevi” roman karakterinin, stereotip haline getirildiği söylenebilir.</p> <p>Bu çalışmanın amacı, Nur Baba filmi ve romanının, bu tarihteki yerini ve romanın bahsi geçen stereotipleştirmeye olan etkilerini ortaya çıkartmaktır. Filmin herhangi bir kopyası günümüze ulaşmadığı için çözümleme, roman üzerinden betimsel analiz yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Filmin tamamen romana bağlı kalınarak çekilmesi dolayısıyla, roman içeriğinden hareketle filme dair değerlendirmelerde de bulunulmuştur. Makalenin amacı doğrultusunda roman, “öteki”nin cinselliğine yönelik egemen kimlik tarafından geliştirilen suçlamaları ele alan literatür çerçevesinde incelenmiştir. Makalede, amaca hizmet edecek şekilde -film ve roman olarak- Nur Baba’ya dair edebiyat ve sanat camiasınca yürütülen tartışmalar eleştirel bir bakış açısıyla gözden geçirilmiştir. Ayrıca Türk edebiyatında Alevilere/Kızılbaşlara yönelik nefret söyleminin kullanıldığı kitapların, kimi yayınevlerince aynı içerikle günümüze kadar yeni basımlarının yapıldığına dikkat çekilmiştir.</p> <p>Çalışmada, Nur Baba romanının Alevilerin ötekileştirilme tarihinde bir dönüm noktası olduğu, Türk edebiyatı ve sanatına Aleviliğin olumsuz temsili noktasında yöntemsel bir miras bıraktığı öne sürülmüştür. Nur Baba romanının Alevilerin ötekileştirilme tarihindeki yerinin daha iyi anlaşılması için, Türk neşriyatı ve televizyonundaki Alevilerin olumsuz temsil edildiği eser ve ürünler, kronolojik bir sırayla makalenin sonunda tartışılmıştır. Edebiyatta bir dönem (1922-1959) stereotipleştiğini söyleyebileceğimiz “ahlaki olarak düşük Alevi” karakterinin, sinemada bir klişe halinde varlık gösterememesinde, o dönem Bektaşilerin filme karşı verdikleri mücadelenin etkili olduğu vurgulanmıştır.</p> 2025-06-25T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2025 Alevilik–Bektaşilik Araştırmaları Dergisi https://abked.de/index.php/abked/article/view/505 Türk Milliyetçilerine Göre Alevi-Bektaşi İnanç Sistemi, Nevşehir Örneği 2025-05-14T14:42:25+03:00 Yasin Şahin [email protected] <p>Araştırma konusuyla ilgili literatür incelemesinde bugüne kadar Türkiye’de toplumsal birliktelik ve inançlar hakkında ortaya konulan çalışmaların Alevi Sünni ekseninde teşkil edildiği, Türk milliyetçilerinin Alevi-Bektaşi inanç sistemine ve toplumuna bakış açıları bağlamında yapılan çalışmaların ise saha çalışması yapılmadan dönemin aydınlarının görüşlerine yer verilerek yapıldığı görülmüştür. Bu araştırmayla sahaya inilerek Türk milliyetçiliği görüşünün sosyal olarak yüksek oranda temsil edildiği bilinen Nevşehir ilinde 22 katılımcıyla görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Türk milliyetçilerinin Alevi-Bektaşi inanç sistemine ve toplumuna bakış açıları ortaya konularak toplumsal birliktelik bağlamında mevcut problemlerin neler olduğu belirlenmeye çalışılmıştır.</p> <p>Bu amaçla çalışmada nitel araştırma yöntemi ve nitel araştırma desenlerinden olgubilim deseni tercih edilmiştir. Araştırmanın yöntemi ve deseni doğrultusunda sahaya inilmiş, amaçlı ve kartopu örneklem yöntemiyle belirlenen 22 Türk milliyetçisiyle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiş ve katılımcılardan izin alınarak da ses kayıtları alınmıştır. Ses kayıtları program yardımıyla yazıya aktarılmış ve kalıcı olarak silinmiştir. Veriler ise yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle tahlil edilerek kodlara, kategorilere, temalara ulaşılmış ve temalardan da yargılara varılmıştır. İçerik analiziyle oluşturulan tablolardaki veriler ise betimsel analizle tahlil edilmiştir.</p> <p>Araştırmada Türk milliyetçilerinin büyük bir oranla (%82) Alevi-Bektaşi inanç sistemine ve toplumuna karşı olumlu düşünceleri olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Alevilik Türk milliyetçilerine göre insan topluluğu, mezhep, inanç sistemi, düşünce sistemi, kavram, ideolojik bir fikir ve bir yoldur. Bektaşilik ise tarikat, insan topluluğu, kavram, düşünce sistemi, mezhep ve kültürdür. Çalışmada İslam açısından Türk milliyetçilerinin büyük bir çoğunluğunun (%83) Alevi-Bektaşi inanç sistemini İslam dini içerisinde olarak değerlendirdiği görülmüştür. Türk kültürü açısından da Türk milliyetçilerine göre Alevi-Bektaşi inanç sistemi ve toplumu Türk kültürünü yansıtmaktadır.</p> 2025-06-25T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2025 Alevilik–Bektaşilik Araştırmaları Dergisi https://abked.de/index.php/abked/article/view/506 Türk Aleviliği-Bektaşiliğinin Tarihsel ve Felsefi Özü 2025-05-14T14:37:21+03:00 Nina Bilokopytova [email protected] Karim El Guessab [email protected] <p>Bu makale, Alevilik-Bektaşiliğin Türk Sufi mistik-dinsel fenomeninin tarihi-felsefi özünü incelemektedir. Bu makale, Alevi-Bektaşiliğin tarihî ve felsefî özünü teşkil eden Türk mistik geleneğinin incelenmesi amacıyla kaleme alınmıştır. Ahmed el-Yesevi’nin tüm Türk Sufilerinin atası olarak kabul edildiği ve Hacı Bektaş’ın ondan geldiği vurgulanmıştır. Ahmed Yesevî’nin Dîvân-ı Hikmet adlı eserinin kemale erecek insan için şiirsel bir rehber olduğu; bununla birlikte, Hacı Bektaş’ın Makâlât adlı eserinin de tasavvuf yoluna giren öğrencilere hitap eden mistik içerikli bir rehber kitap niteliği taşıdığı belirtilmiştir.</p> <p>Toplumun Sufi tarikatlarına yönelik tutumu, dini toplumsal işlevleriyle kullanarak muhaliflerini “din karşıtı” ve “toplum karşıtı” olarak tanımlayan yönetici elitlerin tutumuyla temsil edilmiştir. Sufiler, tasavvufun tüm yasaklara ve mezalime rağmen, Endonezya’dan (Pasifik Okyanus’u kıyısındaki) Fas’a (Atlas Okyanus’u kıyısındaki) kadar neden bu kadar yaygınlaştığı sorusuna biçimsel ve sosyal yapısı ne olursa olsun herhangi bir toplumda mükemmellik yani kemalet fikrinin nasıl ve neden kabul edileceğini ortaya koyarak yanıt vermektedir.</p> <p>Araştırmanın amacı; Türk tasavvufunun ortaya çıkışının ön koşullarını toplum felsefesi ve tarih felsefesi açısından analiz etmek, tasavvufa ilişkin bilimsel bilgileri derleyip genelleştirmek ve Türk Aleviliği-Bektaşiliğinin tarihî ve felsefî özünü yeniden değerlendirmektir.</p> <p>Çalışmanın amacına ulaşmak için şu bilimsel yöntemler kullanılmıştır: Tarihsel-felsefi analiz yöntemi, aksiyolojik yaklaşım, Alevi-Bektaşi öğretisinin değerler sistemi açısından olgu, süreç ve durumların değerlendirilmesi ve karşılaştırma yöntemi.</p> 2025-06-25T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2025 Alevilik–Bektaşilik Araştırmaları Dergisi https://abked.de/index.php/abked/article/view/498 Bir Eğitimci (Mürebbi) Gözüyle Alevilik İnancında Bazı Sorulara Cevaplar 2025-05-17T16:16:49+03:00 İbrahim Gül [email protected] <p>Alevilik inancına ilişkin bazı sorunlara yönelik çeşitli sorular günümüzde sıklıkla dile getirilmektedir. Bu sorulara inanç önderleri tarafından farklı yorumlar getirilmekte, bu durum ise inancın mensupları arasında ciddi bir kafa karışıklığına yol açmaktadır. Bu bağlamda, Alevi inancının sürekliliği ve sağlıklı biçimde aktarılması bakımından düşünüldüğünde, söz konusu soruların ortak ve üzerinde uzlaşılmış bir cevabının olması gerektiği açıkça ortaya çıkmaktadır. İşte bu makalede, bu türden bazı temel sorulara cevaplar bulunmaya çalışılmıştır. Bu yönüyle makale, kuramsal bir çalışma olma niteliği taşımaktadır. Sorulara verilecek cevapların belirlenmesinde ise Alevi-Bektaşi yazılı kaynakları esas alınmış, bu kaynaklar ışığında analiz yapılmıştır.</p> <p>Çalışmada ele alınan başlıca sorular şunlardır: Alevilik-Bektaşilik nasıl bir felsefenin ürünüdür? Alevi-Sünni evlilikleri düşkünlük nedeni sayılır mı? Musahip eşlerden birinin vefatı durumunda yapılan evlilikte yol kardeşliği devam eder mi? Şehirleşme olgusu ocak kavramını nasıl etkilemektedir? Alevilik ile Bektaşilik aynı şey midir ve örgütlenme biçimleri nelerdir? Alevi-Bektaşi, Kültür ve Cemevi Başkanlığı örgütlenmesi yeterli midir? Türkiye’de gelecekte inanç örgütlenmesi nasıl olmalıdır?</p> <p>Sonuç olarak ulaşılan temel görüşler şunlardır: Alevilik-Bektaşilik, İslam dininin tasavvufi yorumu olup vahdet-i vücut felsefesinin bir ürünüdür. Alevi-Sünni evlilikleri, İmam Cafer-i Sadık Buyruğu’na göre düşkünlük sayılmaktadır. Alevilik ve Bektaşilik örgütlenme açısından farklıdır. Mevcut Alevi-Kültür ve Cemevi Başkanlığı yapılanması yetersiz bulunmuştur. Gelecekte Türkiye’nin tam anlamıyla laik bir ülke olması birçok sorunun çözümünü beraberinde getirecektir. Bu nedenle, Alevilik-Bektaşilik hakkında doğru ve nitelikli bilgilendirmeler yapılması, ayrıca uzman olmayan kişilerin kamuoyunda görüş beyan etmekten kaçınmaları gerekmektedir.</p> 2025-06-25T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2025 Alevilik–Bektaşilik Araştırmaları Dergisi https://abked.de/index.php/abked/article/view/507 Kentleşmenin Alevi Kadınların İnanç Pratikleri ve Alevi Kadınların Değişimi Üzerine Etkileri 2025-04-28T10:53:43+03:00 Bülent Kılıçaslan [email protected] <p>Bu çalışma, tarih boyunca yaşanan sosyal ve siyasal olayların Aleviliği değiştirdiği gibi, Alevilikteki kadın erkek eşitliği söylemini de dönüştürdüğü kabulü üzerine kuruludur. Aleviler tarihsel olarak yaşanan tüm olgulardan ve olaylardan etkilenerek yüzyıllar boyunca inançlarını şekillendirmişlerdir. Ancak modernleşme, göç ve kentleşme ile 1960’lı yıllardan itibaren Alevilerin sosyal, kültürel ve aile yaşamı köklü değişimlere ve etkilere maruz kalmıştır. Alevi inanıcında ve sosyal yaşamında yüzlerce yıl boyunca belirlenen toplumsal roller, erkeğin ve kadının konumunu değişime uğratarak bu rollerin yeniden belirleneceği bir sürece girmiştir. Bu çalışma, diğer tüm alanlarda olduğu gibi, Alevi kadınların statülerinin de yeniden belirlendiği ve şekillendiği kabulü üzerine kuruludur. Yaşamın her alanında erkeklerle birlikte yer alan Alevi kadınların, diğer inançlardaki kadınlara göre farklı bir konumda olduğu ve kendilerine özel bir önem atfedildiği fikri toplumda yaygın biçimde kabul görmüştür. Alevilik inancının şekillenmesinde ve tarihsel gelişiminde, peygamber soyuna ve bu soyun devamını sağlayan Hz. Muhammed’in kızı Fatma’ya özel bir değer atfedilmiş, bu bağlamda kadına önemli bir konum verilmiştir. Peygamberin kızı Fatma ve Hz. Ali’nin çocukları ehlibeyit olarak peygamber tarafından ifade edilen inancın üzerine Alevilik soy bağı tarihsel olarak kimlik oluşturmuştur.</p> <p>Kadın, kimliğinde annelik vasfı ile yüceltilerek öne çıkarılmıştır. Tarihsel olarak görüleceği üzere kadının nesli sürdürme, aile bakımı, çocuk bakımı, iş gören özellikleri ile annelik vasfına kutsiyet atfetme olgusu her toplulukta görüldüğü gibi Alevilikte de öne çıkmıştır. Alevilik inanç ve kimlik oluşumunda kadına atfedilen bu özelliklerle birlikte kadının cemlerde, on iki hizmet ve semahta yer alması; kadını Alevi ritüelleriyle de görünür kılmıştır. Modernleşme ve kentleşme serüveni ile kıra dair olan tüm kurumlar değişim ve yenilenme sürecine girmiştir. Kır yaşamında aile, köy, oba, sülale ve akrabalık ilişkileri çerçevesinde yüzlerce yıl dışa kapalı bir yaşam süren Aleviler, kentleşme süreciyle birlikte dışa açılmış; farklı topluluklar ve inançlarla karşı karşıya gelmişlerdir. Kapalı olarak kendi hukuk sistemiyle sosyal, ekonomik ve gündelik yaşamı cem erkânında düzenleyen Aleviler, modern devletin yasalarına tabi olmak zorunda kalmışlardır. Alevi kadınlar ötekiler ile karşılaşmış, yaşamın her alanında etkileşim halinde olmuştur. Diğer yandan Alevi kadınların kırsal kesimlerde yer alan cem ritüelindeki görevleri ve cemdeki konumu dönüşüm geçirmiştir. Bu bağlamda Alevi kadınlarının bu değişim sürecinde Alevi inancı içindeki varlığı ve kimliğinin ne kadar etkilendiği modernleşme, göç ve kentleşme kapsamında bu çalışmada ele alınacaktır.</p> 2025-06-25T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2025 Alevilik–Bektaşilik Araştırmaları Dergisi https://abked.de/index.php/abked/article/view/513 Kardeşlikten Kültürel Mirasa: Musahiplik Geleneğinin Korunma Arzusu ve SOKÜM Sözleşmesi 2025-05-30T09:27:34+03:00 Gökay Yürekli [email protected] <p>Aleviliğe ait geleneksel kurumlar, kuralları ve yaptırımları olması ve sosyal hayatı düzenlemesi bakımından önemli bir yere sahiptir. Geçmişte kent yaşantısından uzak, köy hayatında yaşayan Aleviler geleneksel yapılarını korumuş ve ritüellerini yerine getirmişlerdir. Geleneksel Alevi inancında toplumsal örgütlenme içerisinde musahiplik geleneği önemli bir yere sahiptir. Kan bağına dayanmayan, yola bağlılığı simgeleyen bir kardeşlik olan musahiplik; yol kardeşliği, ahiret kardeşliği, ikrarlık gibi farklı adlarla da anılmaktadır. Musahipliğin geleneksel Alevilikte köklü bir tarihe dayandırılması, bir sonraki nesle aktarılabilmesi, belirli bir çerçeve içinde uyulması gereken kurallarının ve yaptırımlarının olması bireye aidiyet duygusu verebilmesi açısından önemlidir. Musahiplik geleneği ritüelleri, uygulamaları ve ana kaideleri bakımından aynı kalmakla beraber bölgesel ve yöresel olarak farklı adlarla anılmaktadır. Bu durum, Alevi inancına ait kültürün zenginliğinin ifade edilmesi ve görülebilmesi açısından değerlidir.</p> <p>Musahiplik geleneği, dönemin koşulları ve yaşam biçimiyle sosyal hayatı ile paralel bir yapı arz etmektedir. Değişen koşulların etkisi köyden kente göçle birlikte Alevilerin kendilerini kabul ettirme, yeni çevreye uyum sağlama, kent hayatında kimliğini gizleme çabası geleneksel kurumların giderek zayıflamasına ve etkinliğini yitirmesine neden olmuştur. Musahiplik geleneği, kuşaktan kuşağa aktarılan derin köklere sahip olan, günümüzde hala varlığını devam ettiren bir kültürel değer ve mirastır. Anadolu’daki Alevi inancına sahip toplulukları arasında ortak bir miras olarak gelişen bu geleneğin yaşatılması, kendi inançsal pratiklerini koruyarak gelecek kuşaklara aktarılması açısından önemlidir.</p> <p>2003 tarihli UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi incelendiğinde Alevilik inancına ait musahiplik geleneğinin korunması gereken bir kültürel miras niteliği taşıdığı görülmektedir. Sözleşme; küreselleşme, kentleşme gibi kültürü olumsuz etkileyebilecek bozulma, yok olma gibi ciddi tehditlere karşı somut olmayan mirasın üretimi, korunması, aktarılması ve genç kuşakların bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesi gerektiğini dikkate alınarak kültürel mirası korumayı amaçlar. Çalışma SOKÜM (2003) Sözleşmesi çerçevesinde musahiplik geleneğinin kuşaklar arası aktarımının sağlanması, geleceğe yönelik bir vizyon oluşturacak şekilde korunması gerektiğine değinerek ele almayı amaçlar.</p> 2025-06-25T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2025 Alevilik–Bektaşilik Araştırmaları Dergisi https://abked.de/index.php/abked/article/view/512 Ocak, Ahmet Yaşar (2025). Bektaşilik: Tarih, İnanç, Efsane. İstanbul: Timaş Yayınları. 96 Sayfa. ISBN: 978-605-6767-43-2 2025-05-12T15:58:33+03:00 Serkan Karayel [email protected] 2025-06-25T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2025 Alevilik–Bektaşilik Araştırmaları Dergisi https://abked.de/index.php/abked/article/view/527 Gülten, Sadullah (2025). Üçler Yediler Kırklar Gayb Aleminin Sultanları. İstanbul: Timaş Yayınları. 128 sayfa. ISBN:978-625-6767-44-7 2025-06-13T00:34:31+03:00 Neslişah Gökçe [email protected] 2025-06-25T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2025 Alevilik–Bektaşilik Araştırmaları Dergisi https://abked.de/index.php/abked/article/view/511 Baharlu, İ., Artan Ok, M., Akın, E. ve Işık, Güllü (2024). Serçeşme’den Katreler (Temel Değerler Bağlamında Hacı Bektaş Veli ve Özlü Sözleri). Ankara: Net Kitaplık Yayıncılık. 272 Sayfa. ISBN: 978-605-4163-67-0 2025-05-12T16:16:40+03:00 Nuran Çevik [email protected] 2025-06-25T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2025 Alevilik–Bektaşilik Araştırmaları Dergisi https://abked.de/index.php/abked/article/view/483 Akbulut, Ahmet (2022). Sahabe Dönemi İktidar Kavgası Alevi Sünni Ayrışmasının Arka Planı. Ankara: Otto Yayınları. 298 sayfa ISBN: 978-625-7236-50-8 2024-12-19T20:27:07+03:00 Songül Kayar [email protected] 2025-06-25T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2025 Alevilik–Bektaşilik Araştırmaları Dergisi